Sophie La Girafe baby organik kozmetik ürünleri deneyimi

Sophie La Girafe baby organik kozmetik ürünleri deneyimi

sophie2

 

İpek için yepyeni, tamamen doğal içerikli, mis kokulu,vee en önemlisi de ”eccocert” sertifikalı kozmetikleri deneme fırsatımız oldu bu hafta içinde.. Söz konusu 9 aylık bir bebek olunca, kozmetik korkutucu bir kelime evet.. Fakat daha hastaneden çıkmadan elimize tutuşturulan eczaneden alınacaklar listesinin başında pişik kremini, şampuanı, güneşten koruyucu kremi… görünce, onun hassas tenine nasıl yapsak da en az zarar verenini bulsak telaşında olduğumuzu da hatırladım bu ürünlerden sonra..

Sophie La Girafe organik kozmetik serisinin içinde öyle harika bir ürün var ki, hem bebeklerin bez bölgesi için, hem de tüm bebek vücudu için kullanılabiliyor! Cilt kusurlarını tedavi ediyor, ve sürtünmeyle ortaya çıkan kızarıklığı ve pişiği önlüyor, ayrıca cildin nemli kalmasını sağlıyor..Bu üründen özellikle memnun kaldığımı söylemeliyim.. Üstelik birçok ürünü hamileler ve anneler de kullanabiliyor! Bu da erkenden biteceği anlamına geliyor :))

Sophie La girafe organik kozmetik ürünlerini buradan da daha detaylı inceleyebilirsiniz..

Bu hafta içinde üç okuyucum da Sophie’nin kozmetik ürünlerinden dilediği ikisini deneme şansı bulacak! Sürprizler için instagram’da zeynepinevi ve sophieturkiye hesaplarını takipte kalın! ;))

 

 

Eylül 16, 2014 | 3 Comments
İpeğin Seyahat Çantası

İpeğin Seyahat Çantası

ipeğin bavul hazırlıgı

 

 

İpekle ilk seyahatimiz, haliyle onun bavulunu hazırlamakla, tüm odayı bavula sığdırmak arasındaki o incecik çizgideyim :))  Günler öncesinden kenara köşeye küçük notlar almaya başladım, makul ve işe yarar bir bavul olması için.. En çok neye ihtiyacımız olur? Ya da neyi unutursam kendimi bir yerlerden atmalıyım gibi :)) Birşeyi unutmak yok, aynı şeyden çok sayıda almak yok, bebeğe torpil geçip anneye çantada çok az yer bırakmak da yok! Bakalım neler lazımmış bir bir yazalım..

* Serin akşamlar için battaniye

*Yeterli sayıda tişört ve alt

*Pijama takımlarımız (kısa ve uzun)

*Elbise ve tulumlar

*Ayakkabı ve çoraplar

*Atlet ve çıtçıtlı zıbınlar

*Toka ve saç bantları

*Bez ve ıslak mendillerimiz

*Alt değiştirme örtüsü

*Yüz örtüsü, sırt ve ağız mendili

*Serin akşamlar için hırka

*Sevdiği birkaç oyuncak (düzeltiyorum 1 oyuncak, en miniği 🙂

*Önlük, biberon, kavanoz, mama kaşığı gibi beslenme gereçleri

*Küçük bir yastık ve yedek kılıfı

*Havlu, duş şampuanı, krem, pudra, güneş kremi, pişik kremi, sinek kovucu sprey

*Tırnak makası, tarak

*Ateşölçer ve burun aspiratörü

*Güneşten korumak için şapka, mayo

*Bolca poşet (Çantanın bir yerinde bulunsun)

*Damlalarımız ve Calpol şurup

*Kıyafetlerini yıkamak için sabun ve deterjan (Gittiğimiz yerden de alınabilir)

 

 

Siz de eğer eklemek istedikleriniz varsa yazın bana..

 

Temmuz 20, 2014 | 4 Comments
Agumigu/ Bir buket kıyafet (Welcome Bouquet) hediye!

Agumigu/ Bir buket kıyafet (Welcome Bouquet) hediye!

banner1

 

Dünyanın en tatlısına verilebilecek en tatlı hediyeler Agumigu’da! Lollipop, cupcake, cheesecake ve buket formunda, birbirinden güzel bebek kıyafetleri için hemen şuraya bir tık tık :))

 

İngiltere?nin en sevilen yeni doğan bebek ve baby shower hediye markası, The Flower Stork, Harrods?tan sonra şimdi Türkiye?de! Pek çok kez Gift of the Year ödülünü kucaklayan The Flower Stork, sadece yaratıcı ve büyüleyici görüntüsüyle değil, bebek sağlığına verdiği önemle de pek çok ünlü annenin favorisi. İngiltere?de üretilen ve doğal yollarla renklendirilen her bir kıyafet, İngiltere?deki The Flower Stork atölyelerinde tamamen el emeğiyle birer bukete, pastaya ya da cupcake?e dönüştürülüyor.

 

Hoşgeldin buketi (Welcome Bouquet) ile; sizin buketiniz hastane odasının dışında değil, annelerin hemen yanıbaşında olacak:) Daha güzel düşünülmüş bir hediye olabilir mi 🙂 %100 natural kotondan tulum, önlük, body, battaniye ve çoraplar bir çiçek buketi oluşturuyor! Yada leziz bir cupcake içinden minik çoraplar çıkıyor 🙂 Annelere zevkle açıp mutlu olmak, size de böylesine güzel bir sürprizi yapmış olmanın haklı gururunu yaşamak kalıyor 🙂

Sitede kız, erkek, unisex ve ikiz olmak üzere birbirinden tatlı çeşitleri görmek için agumigu‘yu ziyaret edebilirsiniz 🙂

 

Şimdi size güzel bir haberim daha var!

Siz de bu güzel bukete sahip olmak isterseniz, instagram hesabınızla çekilişimize katılabilirsiniz.. Detaylar için instagram/zeynepinevi yada instagram/agumigu sayfalarını ziyaret edebilirsiniz! Son gün 15 Temmuz!

Temmuz 03, 2014 | 1 Comment
İpek, Sophie ve bir hediye..

İpek, Sophie ve bir hediye..

sophie 9

 

sophie zürafa
 
İpek altı aylık oldu..
Haliyle salyaları artmaya, uzuuun uzun uyumasını beklerken daha sık uyanmaya, elini yumruk yapıp ağzına/ damağına sürmeye, eline verdiğimiz her şeyi ağzına götürmeye başladı.. Dişler gelecek galiba.. Sık sık yokluyoruz, ama yalnızca sertlik farkediyoruz, birde zamansız ateş.. Umarım kolay atlatabiliriz bu dönemi..

 

Sophie bu zorlu dönemde bize yardım eden sevimli bir zürafa!.. Ona yalnızca diş kaşıyıcı demek haksızlık olur, şimdilerde bizim evin dördüncü üyesi gibi :)) Daha görür görmez İpeğin çabucak ilgisini çekti, tanımaya evirip çevirmeye başladı.. Hem çok hafif, hem kolaylıkla kavrayabiliyor, gördüğünde tanıyor ve çıkardığı sese gülüyor 🙂 Dişleriyle ısırmaya çalıştıkça çıkan o garç gurç seslerine de bayılıyorum 🙂
Sophie bu sevimliliğinin yanında, %100 doğal kauçuk oluşu ve gıda boyasından yapılmış olması da bizden tam not aldı!

 

İstedim ki; bir bebek daha Sophie ile tanışsın, ısırsın sarılsın:) Bunun için sizden ricam aşağıdaki yorum kısmına mail adresinizi de belirterek bir yorum bırakmanız olacak. Kazanan ismi yine bu yazının hemen altında 6 Haziran Cuma günü öğrenebilirsiniz 🙂
Sophie’yi daha yakından incelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz 🙂

random sonucu

Kazanan 112 numaralı yorum sahibi zehra hanım oldu, tebrik ederim! Mailinizi kontrol edebilir misiniz 🙂

 

Mayıs 26, 2014 | 130 Comments
İpek kızım

İpek kızım

IMG_5702

İpek hayatımıza geleli iki ay oldu 🙂 Ve ben birlikte vaktimizin büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz odamızdan yazabiliyorum onun kısacık uyku arasında 🙂 Yanıbaşıma koyduğum, onun için günlük notlar tuttuğum bir defterim var, ona bile çok uzun zamandır yazamıyorum. Kırkı çıktığında düzene girecek diye beklerken, ve elle tutulur bir uyku düzenimiz olamıyorken; şimdi bir de nur topu gibi ”3 aylık olsun düzene girecek” tesellisiyle odamızda uyuyor, uyanıyoruz 🙂

Odamızda diyorum, çünkü biz kızımıza kendi odamızda yer ayırdık. Kokusu burnumuzda, her uyandığında yanımızda olsun, biraz daha büyüdüğünde, kendi mobilyasını kendi seçebildiği; dolabını, yatağını, kitaplığını kullanabildiği bir odası olsun istedik. Hem duvar kağıdı, halısı, avizesi, perdesi yorulmamış, hem de bunlar için yapacağımız masrafı ertelemiş olduk. İkea’dan çok severek beşik ve şifonyerini alıp bir takım yaptık.. Eşyaları öyle minik ki, kolayca çekmecelere sığdırdık. Askıya asmak istediklerimiz için ise kendi dolabımızda yer ayırdık.. Bu haliyle çok mutluyuz:)

IMG_5619

Bebek mobilyasından ziyade beni cezbeden daha çok yatak örtüsü, nevresimi, yastığı gibi detaylarıydı. Uzun zamandır takip ettiğim cici şeyler dükkanı, beşiğimizin yan korumalarını (tıpkı hayal ettiğim gibi) hazırladı. Kapı süsümüz ve misafir hediyelerimiz de yine Sümeyye’nin ellerinden.. İpek yatağında uyurken, beşiğine bakarken içten içe hep Sümeyye’yi hatırlayıp ona teşekkür ediyorum..

Yatak örtüsü ve nevresim alışverişini ise mothercare’den yaptık. Ve aslında İpek için hemen her şeyi yine mothercare’den aldık.. (Bebek arabası, ana kucağı, tulum, çorap, hırka, atlet vs..) Bebek alışverişinde benim zevkime birebir hitab eden tek yer burası. Birde Kipa’larda bebek reyonunda öyle kaliteli, ve uygun fiyatlı kıyafetler var ki, kipa’dan da bol bol pijama takımı ve çıtçıtlı zıbınlar aldık..

image

Hastaneye götürmeye kıyamadığım kapı süsümüz..
image (1)

IMG_5649

IMG_5656

Hayatıma, evime hoşgeldin İpek..

Senden önce ne yapıyorduk biz?

Ocak 27, 2014 | 75 Comments

Doğum Hikayemiz

tacım

İpeği kucağıma almadan önce öyle çok doğum hikayesi okudum ve bu kavuşmalara öyle ağladım ki, kendi hikayemi düşünüp bir sürü hikaye yazdım kafamda.. Gece uykuda, yada dışarıda yakalayacaktı beni.. Hastaneye gider gitmez kavuşacak yada saatlerce orada kalacaktım.. İnsan her okuduğunu (özellikle negatif hikayeleri) yaşayabileceğine ihtimal veriyor.. Ama her anne, her bebek başka bir hikaye yaşıyor..

Bizim doğum hikayemiz 28 Kasım günü 39. haftamızda doktor kontrolüne gitmemizle başladı. Son hafta kontrollerimizin hemen hepsi aynı rutindeydi. Normal doğum beklediğimiz için, doktorumuz da normal doğum yapabilmemde herhangi bir sakınca görmediği için mutluydum, bebek doğum kanalındaydı, başı aşağıdaydı.. Ben evde sancı bekliyordum. Fakat gece yaşadığım karın ağrılarının dışında sancı diye nitelendirebileceğim hiçbir şey yaşamamıştım. Evet sert tekmeler, birden gerilip sonra yeniden toplanmalar vardı fakat; doktorumun söylediğine göre bunları gerçek sancı olarak değerlendiremiyorduk.

Doktor kontrolümüze gitmeden bir gece önce tüm hamileliğim boyunca yaşadığım en rahat, en deliksiz uykuyu uyudum.Bu galiba gelecek uykusuz günler için bana bir lütuftu 🙂 Sabahında kontrole gidip, önce NST’ye ardından elimizde kağıtla doktorun odasına gittik. Biz kapıda beklerken NST kağıdımızı doktor görüp hemşireyle bir haber göndererek ”Bebek sanırım uyuyor, yeniden NST istiyorum” demiş. Bunu daha önce de yaşadığım için, tekrar NST’ ye girdim ve elimde ikinci sonuç kağıdımla yeniden doktorun yanındaydık. Bir 5 dk kadar sonra hemşire adımı söyleyip odaya çağırdı. Girdik ve doktorum konuşurken gayet sakindi:

-Zeynepcim bebeğin kalp atışları giderek yükseliyor.İki NST’de de durum aynı. Bu durumda seni acilen sezaryene almamız gerekiyor. Hemen servise in, seni hazırlasınlar. Bende yarım saate kadar geliyorum.

-Nasıl? Hemen şimdi mi? Bu bu kadar tehlikeli bir durum mu?

-Evet Zeynep.

-Eşimi bekleyemez miyiz, biraz uzakta çalışıyor, yetişemezse üzülür, biraz beklesek..

-Bebeğin kalp atışları yükseliyor diyorum, onu tehlikeye atmak istemezsin değil mi?

-Peki

Odadan çıktığımda yüzüm buz gibiydi. Ne yapacağımı kimi arayacağımı nereye döneceğimi şaşırmış, ağlayamaz gülemez bir durumdaydım. Öyle çok normal doğuma şartlanmışım ki, böyle bir şeyi hiç ama hiç tahmin etmedim. Hemen eşime ulaştım. Doğuma girmek üzere olduğumu söyledim. Benim o çok iyi tanıdığımı düşündüğüm, benden daha panik, benden daha heyecanlı eşim öyle rahattı ve beni öyle rahatlattı ki, servise inene kadar geleceğini söyledi ve kapadık. Odaya girdiğimizde hemşireler haberi almış, hemen arkamdan bir grup odaya girdi. Beni ameliyathane için hazırlamaya başladılar. Ama nasıl bir hızla! Çocuk doktoru hastaneden çıkmak üzereymiş, ona yetişmemiz gerekiyormuş. Eşim bebeği de beni de doğduğunda görürmüş. O sıra başka bir hemşire kendi doğumuna da eşinin gelemediğini anlatıp beni ikna etmeye çalışıyor, bir diğeri kan alıyor, bir diğeri damar yolu açıyor, bir başkası ise kilomu, yaşımı, geçirdiğim hastalıkları vs. soruyor. Kime dönmem gerektiğini şaşırıyorum; birden ”Hayır eşimi beklemek istiyorum, aşağıya inmek istemiyorum” diyip ağlamaya başladım. İyi ki ağlamışım hepsi odadan çıkıp beni rahat bıraktılar 🙂

Aradan biraz vakit geçtikten sonra tecrübeli bir hemşire yanıma gelip:

-Kızım senden evvel bir ameliyat var, onu bekliyoruz senin inmen için. Bu durumda vaktiniz var. Evdeki çantan da eşin de yetişecek korkma dedi. Ohh dedim:)

Evdeki çantalarımız geldi, yakınlarımız geldi ve sonra eşim geldi.  Nasıl rahatladığımı anlatamam. Sonra hazır olduğumu haber verdik, ve bir sedye ile ameliyathaneye indim.

Birisi bana epidural sezaryen’in bu kadar kolay, bu kadar acısız ve bu kadar keyifli olduğunu söylese hiç ama hiç endişelenmezdim. Ameliyathanedeki herkes çok yakın ve çok ilgiliydi. Sanki yanımda hiç tanımadığım birileri değil de, sadece beni rahatlatmak için orada olmayı görev edinmiş insanlar vardı. Hemen sağımdaki saate baktığımda 17:00’dı. Anestezi uzmanı:

”Saat 17:40 olduğunda odanda bebeğinle birlikte olacaksın hazır mısın?” diye sordu. Gülümseyerek evet dedim:)

Ve ameliyatım sırasında, sonrasında, odama gidene kadar hep ama hep gülümsedim. Saat 17: 17 olduğunda, ben daha gelmesine çok var diye düşünürken, kızımın sesini duydum.. Nasıl içli ağlıyor.. Birazdan bir hemşire yeşil örtüye sarılı pamuk kızımı, o sıcacık yumuşacık varlığı dudaklarıma yaklaştırdı. Öptüm, öptüm.. Sonra hazırlanması için içeri aldılar.Hayatım boyunca bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum. Bu anlatması çok zor bir duygu. Tüm acıları unutturacak kadar, insanı tepeden tırnağa yenileyecek, bambaşka biri yapacak, dünyada sadece ikimiz kalsak dokunmayacak kadar başka.. Allah bir bebek sahibi olmak isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşatsın dilerim ki.. Kimseyi bekletmesin..

Bugün kızım 13 günlük.. Uykusuzluk çekiyorum, bitkinim, bir işe başladığımda hep ama hep yarım kalıyor:) Ama hepsini görmezden gelecek kadar mutluyum. Uyusun diye gözünün içine bakıyor, uyuduğunda özleyip fotoğraflarına bakıyorum. Bir yandan büyüsün beni tanısın gülümsesin, bir yandan hep böyle kalsın günler geçmesin istiyorum. Annelik böyle garip haller demekmiş meğer.

Bu yazıyı hala heyecanım tazeyken yazmak tamamlamak istedim. Tahmin edersiniz ki başına çok defa oturdum kalktım ve ancak bugün tamamlayabildim 🙂 Birde hamilelikte yatıp kalkmaktan, bulantıdan şikayet ettiğim günlerde, ”Ah bunlar iyi günlerin. Hep içimde kalsaydı diyeceksin” diyenlere hiç hak vermediğimi söylemeliyim. Yüzüne bakmak, tüm ağrıyı sızıyı unutmak, yeniden doğmak demek. Ben aksine, tüm anne adaylarına bir an önce yavrularına sağlıkla kavuşmalarını dilerim 🙂

 

Aralık 11, 2013 | 121 Comments

Zeynep kimdir?

Sosyal Medya’da..

İnstagram’da Zeynepin Evi

Bebekle Gidilebilecek En İyi Oteller

Ev Dekorasyonu

Bebek Odası Dekorasyonu

Ev Dekorasyonu Online Alışveriş Siteleri

Anne/ Bebeklere Yönelik Alışveriş Siteleri

Aydınlık ve parlak fotoğraflar çekmenin püf noktaları

Ev Turu

Tatlısız Olmaz…

Doğum Günü Parti fikirleri

Ankara’da Hayat (Gezi rehberi )

Arşivler

Kategoriler