İpekli hayatım { Televizyonsuz günler }

İpekli hayatım { Televizyonsuz günler }

ipeklim-saskinim

 

Uzun zamandır hayalini kurduğum televizyonsuz hayata nihayet geçebildik.. Yine yerinde duruyor fakat tabi artık çalışmıyor..

Nasıl da anlayışla karşıladı yavrum, hiç öyle fotoğraftaki gibi değildi, ne ilgisi var 🙂

Önce usta çağırmamızı teklif etti, çünkü biz tv’yi ara ara gizlice kapatır, ”Aaa elektrikler gitmiş, bi usta çağıralım da yapsın” derdik. Ama elektriklerin bir kaç kez gerçekten gittiğine şahit olunca, durumun tam olarak böyle olmadığını anladı 🙂 Bu olmazdı..

Yaşı büyüdükçe artık neyin ne olduğunu izah etmek de gerekiyor.

Bir gün aldık karşımıza oturduk, ”Bak İpekcim dedik, çok tv izliyorsun, buna bir sınırlama getirmemiz lazım”  tabii dedi 🙂

Yok tabi böyle olmadı 🙂

Net bi şekilde televizyonun bozulduğunu ve bir türlü açamadığımızı söyledik. Önce kendisi gidip açmak istedi, olmayınca yeniden anlattım. ”Kızım bizim televizyonumuz bozulmuş artık çalışmıyor. Baban bir usta çağıracakmış” dediğimde itiraz etmedi. Ertesi sabah (pazar sabahı) erkenden kalkıp salona koştu, ilk iş düğmeyi deniyor. Dedim ki kızım hatırlamadın mı, bozulmuştu bizim televizyonumuz. Hııı evet bozuk diyip farklı şeylere daldı bu kez de. Tabii tüm gün evde gidip gidip yokluyor çalışacak mı diye..

Artık ikna oldu..

Hatta yerinde durmasına rağmen, evdeki varlığını bile unuttu..

Elbette gittiğimiz evlerde görecek, izleyecek, buna da engel olamayız ama en azından şu konuda içimiz çok rahat ki, televizyona daldığı o saatleri şimdi evde benim yanımda mutfakta bir şeylerle ilgilenerek, şarkı söyleyerek, sohbet ederek, oyun oynayarak geçiriyoruz. İlk kez bir sehpanın etrafında oturup hem çay içip hem sohbet bile ettik, ki bu en sevdiğimiz akşamdı.

Zaten tv izleyen, aslında bunun için bi imkanı olabilen bi aile bile değiliz. Günün büyük çoğunluğunu dışarda geçirip, akşam eve dönünce yapılacak işlerden zaten buna vakit olmuyor, aslında ilgimizi de çekmiyor. Telefonlar da zaten haylice vakit alıyor..

Amacım, ifade ve konuşma becerilerinin, el yeteneğinin ve kimliğinin geliştiği en kritik 3-4 yaş dönemini televizyondan, telefondan, tabletten ve bu gibi cihazların tümünden olabildiğince korumak kızımı, mümkün mertebe uzaklaştırmak..

Bu kadarcık gün bile bir ilerleme bizim için.. Bir kayıp değil bir kazanç hatta..

Bakalım, usta gelip tamir edene kadar bozuk bizim televizyonumuz 🙂

 

 

 

 

 

 

Kasım 17, 2016 | 6 Comments
Çocuk odası için halı seçerken

Çocuk odası için halı seçerken

Bebek/çocuk odası dekorasyonunda annelerin karar vermekte en çok zorlandığı konu genelde halı oluyor.. Mobilya ile uyumlu, sade ama şık bir şeyler bulmak çok zor… Üreticilerin, çocuk odası halısı algısı illa ki çiçek böcekten, sevimli karakterlerden ibaret olmasa, biraz zevkli olsa dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Size tam da bu noktada harika bir haberim var!

Maya Kids Room, size halınızın ebatından rengine kadar seçim şansı tanıyor, hem de birbirinden zevkli ürünleri ile..

 

17

Anneler olarak estetik kaygımızı bir kenara itip, halı seçiminde bazı önemli noktaları da göz önünde bulundurmamız şart. Her ne kadar yün halılara mesafeli yaklaşıyor olsak da, bizim için en doğal, en doğru malzemenin bu olduğunu unutmamak gerekiyor. Eğer çocuğunuzun pamuk ve yün alerjisi yok ise, yün halılar her zaman ilk tercihiniz olmalı.

16

Halınızın odanın dekorasyonu ile uyumlu olmasının yanı sıra, sağlıklı, kolay temizlenebilir olması ayrıca çok fazla hav çıkartmaması gerekiyor. Maya kids room’ da halılar en uygun malzemeler seçilerek tasarlanıyor, en güvenilir boyalarla boyanıp, en profesyonel ellerde üretiliyor.

15

Halımızın yumuşacık dokusunu fark edebilmeniz için biraz daha yakından bir fotoğraf 🙂

13

12

11

 

Maya Kids Room’da yün, pamuk, viskon, keten gibi doğal malzemelerin yanısıra polyamid, polyester gibi malzeme seçeneklerini de bulabilmeniz mümkün. Hem tamamen doğal malzeme arayan annelere hem de alerjik bebekleri olan annelere en uygun önerileri rahatlıkla bulabilirsiniz.

Ayrıca halınızı satın alındıktan sonra bir süre sık kullanılmayan bir odada havalandırılmanız gerektiğini,  minimum iki günde bir vakumlu süpürge ile temizlenmesi gerektiğini de unutmamalısınız.
Her türlü sorunuz için; mayakidsroom@gmail.com adresinden de, onlara ulaşabilirsiniz 🙂

 

Mayıs 10, 2016 | 8 Comments
Bir çalışan annenin iç çekişleri

Bir çalışan annenin iç çekişleri

Çalışan-anne-1024x576

Hayat öyle garip bir denge üzerine kurulu ki, birazdan yazacaklarıma şuan binlerce sebep bulabiliyorken, içim böylesine doluyken ve eğer anlatmazsam çatlarım gibi bir ruh halindeyken, bazı günler açıp okuduğumda, ne sebeple bu cümleyi kurduğumu düşünüp duruyorum.  Tıpkı bir kitabı ayrı zamanlarda okuduğunuzda, o sıralar kafanız ne ile doluysa, sanki ona istinaden cümlelere rastlamak gibi..

Olsun, içimden geldi bi kere..

Bu sıra hayat inanamadığım bir hızda ilerliyor. Hani neredeyse günleri değil ayları takip edecek duruma geldim. Bir gün bitiyor, yenisi başlıyor, ve bir diğeri.. Durup bugün ayın kaçı demeyi unuttuğum oluyor. Dört gün önceki tarihi hatırlıyorum mesela. Bazılarınıza bu komik gelebilir. Ama kafam yapacağım onca işle o kadar dolu ki, ona sıra gelmiyor. Günlerdir, market listesi yapacağım. Ne matah bi iş değil mi? Peynir, süt filan yazacağım ve eminim ki on dakikamı almayacak. Ama o bile bir iş şuan. Durmaya, biraz durmaya öyle ihtiyacım var ki. Bazen çalışan anne olmanın yükünü epeyce omzumda hissediyorum. Sabahın erken saatlerinden itibaren başlayan ve gün boyu süren bi koşturmaca. Aynı gün içinde evine, işine, evladına, eşine, yemeğine, çamaşırına, ütüne, bulaşığına, temizliğine, bir yandan hayatına yetişmek o kadar güç ve öyle yorucu ki. Eve akşam varmak ve evle ilgili tüm bu saydıklarımı akşam yapmak zorunda kalmak, ve eve gelince tüm günün yorgunluğuyla bu işlere başlamak.

Gerçekten çok zor..

Ne var ki, bu bir şikayet yazısı değil, derdime derman da aramıyorum.

Sanırım sadece şu cümleyi duymak için bunca cümleyi kuruyorum: ”Seni anlıyorum”

Ama çoğu zaman daha farklı cümleler duyuyorum. Sen yaparsın, aslansın, kaplansın, tam zamanı şimdi ikinci çocuğu da bu arada kaynatırsın gibi. Bazen diyorum ki, ben acaba derdimi anlatamıyor muyum?

Hayal kuruyorum mesela. Kapı çalsa, gelen annem olsa.

Hadi annem zor biraz, bi komşum, bir dostum, yahu biri işte. Elinde bi iki dilim kek, (kek olmasa da olur 🙂 dese ki, çaya geldim. Ama böyle dan diye. Hani saatler öncesinden aramadan, evin haline benim halime aldırmadan gelse, içeri girse. Koltuktan lazım olmayanları kenara itip ilişse oracığa. Halimi anlasa. Beni anlasa. Öyle ihtiyaç duyuyorum ki. En sonunda bir psikoloğa gidip boylu boyunca uzanacağım o deri koltuğa 🙂

Hayallerim bununla da kalmıyor, mesela bir başkası gelip şöyle dese diyorum, ”Ben İpekle ilgileneyim hadi sen işlerini yap” Bu da olmuyor, geçiniz!

Bugün kızımın kreşte gösterisini izlemeye gittim, yanımdaki hanım kucağındaki bebeğini susturmak, durdurmak için çare arıyor, ne yapsa olmuyor. İpek de sahneye çıktı çıkacak. Baktım olmuyor, istedim çocuğu annesinden. Başka zaman olsa yapar mıydım bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum. Anne olmadan önce böyle ince işlere aklım ermezdi. Dedim biz biraz dolaşalım anne de dinlensin. On on beş dakika gözden kayboldum, ara ara da anneye bakıyorum. Kıyamam sadece duruyor hiçbirşeyle uğraşmadan. İhtiyacı olan da bu değil mi zaten.. Eğer bu yazımı okuduysanız ve etrafınızda çocuklu birileri varsa, yardıma koşun hatırım için.

Çok anlatasım varmış, oh rahatladım, iyi oldu.

Sağlıcakla kalın olur mu..

Nisan 15, 2016 | 29 Comments
Meğer ben..

Meğer ben..

bozcaada 33

 

Meğer ben suymuşum, içimdeki akvaryumda bir insan büyüyebilirmiş..

Meğer ben aklım değilmişim sadece, kalbim de değilmişim, bir bedenmişim ben..

Meğer ben kadınmışım. Kadın gibi kadın. Çocuk gibi kadın değil sadece.

Meğer tek aşk şarkılardaki değilmiş.Başka bir aşk da varmış yavruya duyulan. Kalbe doğumla doğan. Kaynağından gözyaşlarıyla fışkıran..

Meğer annem, ah annem.. Bakın yazamıyorum ona gözlerim doluyor..

Meğer beslemeye muktedirmişim. Sütmüşüm ben. ilaçmışım, balmışım..

Meğer kokum birine cennetmiş, sığınakmış, yuvaymış..

Meğer kaderde en sevdiğim adamdan çocuk yapmak da varmış.. Şükür.

Meğer bilmediğim ne çok şey varmış, asıl anlatacak ne çok şey varmış bilmem ki nerden başlasam?

Meğer uykusuzluk da güzel olabilirmiş, fazla uyku hasret yaparmış.

Meğer herşey yeniden başlarmış..

Meğer seninle konuşamayan minnacık bir yavru sana kendini anlattırırmış.

Meğer ben matruşkaymışım içimden bir küçüğüm çıkarmış.

Meğer annem beni bundan merak edermiş, arayıp sorarmış dayanamaz gelirmiş, başımdan eksik olmazmış, deli gibi severmiş.

Meğer minik bir yavrunun gözlerinde kainatın sırrı gizliymiş.

Meğer sesim ona hikayeymiş, müzikmiş, ninniymiş..

Meğer dualar gerçek olurmuş.

Meğer kalbim artık onun kalbiymiş, onda atarmış.

Meğer yeryüzünde cennet varmış!

Meğer mutluluk gözyaşları diye birşey varmış.

Meğer sevginin sonu yokmuş..

…. (kısaltılmıştır)

 

Nil Karaibrahimgil yazmış. Anneliği böylesine güzel anlatan bir yazı daha okudum mu, sanmıyorum. Üzerine başka ne diyebilirim ki..

 

Nisan 11, 2016 | 12 Comments
2 Stories

2 Stories

^^Big thoughts for small people^^ {Küçük İnsanlara Büyük Fikirler} mottosu ile yola çıkmış, bebek ve çocuk odalarına modern, estetik, sıradanlıktan uzak ve göz alıcı ürünlerle değer katan bir markadan bahsetmek istiyorum bugün size.

2 Stories

 

2 stories 1

Hayatımızı biçimlendirdiğimiz her detayın daha küçük ölçeklisini tasarlayıp sunan markanın kurucusu uzun yıllar Mudo’nun kreatif işlerini yürüten bir isim, Sandra Arslanoğulları. Sitelerinde bebek odası mobilyasından dekorasyona, bebek tekstilinden masa üstü aydınlatmalarına, dekoratif panolardan bez/ahşap oyuncaklara kadar hemen her ihtiyacınıza cevap verecek türde ürünler bulabilmek mümkün.

Günümüzde, bu sektörde sade fakat zevkli ürün bulabilmek öyle zor ki (hamileliğinin son aylarına doğru, o mağaza seni bu mağaza benim, hayal ettiği odayı bir yerlerde bulabilmek ümidiyle, eli göbişinde dolaşan anneler ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlardır) 2 stories’in havası, renklerinin soft hali bana ilaç gibi geldi. Neyse ki dekoratif ürünler için geç kalmış sayılmam 🙂

2 stories 2

Aynı zamanda yenilemeyi düşündüğünüz bir çocuk odası yada sıfırdan oluşturmayı düşündüğünüz bir bebek odası için mimari desteği de yine siteden alabiliyorsunuz.

2 stories 4

2 stories 5

Sitelerinde ‘bunu mutlaka görmelisiniz’ diyebileceğim ürün sayısı epeyce fazla, inceledikten sonra siz de bana hak verecek, ve miniklerinizin hoşuna gidecek ürünlerle göz göze geleceksiniz 🙂 Ama benim öncelikle sizinle tanıştırmak istediğim bir ürünleri var ki; fotoğraflarda gördüğünüz tavşanlı masa lambası. Kendi yerinde, kendi ortamında nasıl durduğunu görebilmeniz için bin bir açı ile çektim diyebilirim 🙂 Gözüme her açıdan başka güzel geldiği için de tümünü yükledim 🙂

Bu ürünü sitede buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.

2 stories 6

2 stories tavşanlı abajur 2

2 stories tavşanlı abajur 3

2 stories tavşanlı abajur

 

Kızımın odasında yaşamayı istemekte haksız sayılmam, öyle değil mi? 🙂

Nisan 05, 2016 | 0 Comments
İpeğin bir günü..

İpeğin bir günü..

Bu başlığı attıktan sonra, bir an dedim ki, bu başlık pek olmadı sanki, acaba şöyle mi demeliydim?

İpeğin on dakikası 🙂

Sonra fotoğraflara bakarken, bir an bu odada saatlerce boyama yapmış öyle uslu uslu oturmuş bir çocuk düşündüm. Hiç ”anneeeaaaa” diye koşturmayan, sebepsiz ağlamayan, tüm gayesi önündeki resmi boyamak olan bir çocuk. Sonra böyle bir dünya mümkün mü acaba diye düşündüm. Hani İpeğin bir şeylerle meşgul olabildiği (bu noktada kararı tamamen ona bırakıyorum 🙂 benim de bir köşede oturup dergimi okuyabildiğim. Yani bizim anne kız oturabildiğimiz bir zaman dilimi. Çok mu şey istiyorum?

Bazen bunları söylediğimde şunları duyduğum olur:

”Aaaaa inanmam! Ama hiç de fotoğraflarda öyle durmuyor, ne kadar da sakin bir çocuk”

Lütfen gelin bizimle bir gününüzü geçirin diyorum sonra. Yada bizimle 1 saatlik bir araba yolculuğuna ne dersiniz 🙂 Vallahi en kısa sürede indirin beni buradan dersiniz 🙂 Garip bir şekilde eve biri geldiğinde, yada arabaya biri bindiğinde İpek tamamen başka bir çocuk olur. Hayret ederiz. Onu asla yemez derim, yer! Hakkında tüm düşüncelerim için beni herkese madara eder 🙂 Neyse ki büyüyor yavrum, büyüdükçe güzelleşiyor 🙂

Peki o 10 dakikaya biz neler mi sığdırdık?

Boyama yaptık, sepetleri döküp topladık, legolarla oynadık, şifonyerin üstüne çıktık, yatakta zıpladık, o sırada da bu fotoğraflar çıktı. Yani İpeğin on dakikası. 28 ay hatırası 🙂

ipek odası 1


ipek odası 5

ipek odası 7

ipek odası 8

ipek odası 9

ipek odası 10

ipek odası 11

ipek odası 12

ipek odası 13

ipek odası 14

ipek odası 16

ipek odası

 

ipeklim 2

 

 

Mart 31, 2016 | 16 Comments

Zeynep kimdir?

Sosyal Medya’da..

İnstagram’da Zeynepin Evi

Bebekle Gidilebilecek En İyi Oteller

Ev Dekorasyonu

Bebek Odası Dekorasyonu

Ev Dekorasyonu Online Alışveriş Siteleri

Anne/ Bebeklere Yönelik Alışveriş Siteleri

Aydınlık ve parlak fotoğraflar çekmenin püf noktaları

Ev Turu

Tatlısız Olmaz…

Doğum Günü Parti fikirleri

Ankara’da Hayat (Gezi rehberi )

Arşivler

Kategoriler