‘Panik atakla nasıl başa çıkıyorsunuz?’ sorusu, en çok aldığım sorulardan biri. İnstagramda yanıtı çok uzun olacağı için buraya taşımak daha iyi olur diye düşündüm.

Öncelikle panik atakla tanışıklığımız babamın tedavi gördüğü döneme denk geliyor. (Yaklaşık 11 sene önce) Stres altında olmak, zor bir hastalığı en yakınında yaşamak, her çalan telefonda kötü bir haber alma korkusu, ardından babamın kaybı beni güçsüz bıraktı. ”Nefes alamıyorum” problemi ile önce kalp damar cerrahisine gittim. Kalbimle ilgili bir sorun olmadığı türlü testler sonucunda anlaşılınca psikiyatriye gitmem önerildi. Fakat ben asla anlam veremiyorum çünkü bana kalsa benim kalp damarla alakalı bir sorunum var çünkü nefes alamıyorum. Velhasılı psikiyatri doktoru beni görüyor, muayene ediyor ve bu tanı konuyor. Aniden gelen ataklar, otobüs ve metroya binememe, kalabalık içinde soluksuz kalıyormuşum hissi, titreme, ağlama krizleri, baygınlık.. Hepsinin sebebi meğer buymuş. Hepsi bu illet hastalığın bana tattırdıkları. Ne yazık ki tamamen bitti kurtuldum diyemiyorum. Ama eskisi gibi değilim binlerce şükür. Kendimi iyileştirebilmek adına her geçen gün ilerleme hissediyorum ve bunun için çabalıyorum.

Öncelikle bu tanı ile birlikte 3 yıla yakın bir zaman, yüksek dozda sakinleştirici ilaç kullandım. Uykuda gibi hissediyordum, ne ağlayabiliyor ne gülebiliyordum. Hissiz tepkisizdim. O zamanki doktorum ilaçları bırakalım dediğinde hemen itiraz ettim çünkü korkuyordum. Şuan hala hatırımda olan bir cümle söyledi bana. Ben de size yazmak istiyorum.

‘Bu tip ilaçlar çivi çaktığın bir duvarı harçla sıvamaya benzer. Sen kapandı sanırsın, ama delik hala oradadır. İlaçsız içeriden iyileşmek zorundasın. En içerden’

O kadar etkili oldu ki bu cümle ilaçları terketmemde. Ve devamında bana önerilerde bulundu. ”Sakın yalnız kalma, hep bir meşgalen olsun.. Çalışma hayatın dışındaki zamanlarda sevdiğin hobiler edin. Bu hastalığın en iyi panzehiri meşgul ve üretken bir zihin.”

Sonrasında düşündüm hep, kendimi nasıl oyalayabilirim, acaba bana neler iyi gelir..

Ve fotoğraf çekmenin beni rahatlattığını fark ettim. Güzel bir makine edindim ve kursları araştırdım. Hem giriş/teknik hem ileri düzeyde kurslara gittim. Sonrasında doğa, çiçek, böcek, bulduğum her fırsatta fotoğraf çektim. O aralar sadece bana iyi gelmesini umarak çekiyordum. Fotoğraf çekerken içimdeki tüm endişeleri korkuları bir kenara bırakıp sadece yaptığım şeye odaklanabiliyordum. Sonra gördüm ki ben onunla mutluyum. Ben sevdiğim şeyi yapıyorum. Ve şuan hala bunu yapmaya devam ediyorum. Fakat artık doğayı, insanları değil, evimi çekiyorum 🙂

Evimde tek kalıyordum ve duvarlara bakarken birden bir ağlama hali geliyordu, çünkü babamı çok özlüyordum. Hala çok özlüyorum. Ama artık duvarları izlemiyorum. Bu bana hiçbir fayda sağlamıyor. Ve biliyorum ki o beni bu halde görmek istemiyor.

Blog yazmaya da o süreçte başladım. Buraya olan tutkum biraz da bundan kaynaklanıyor çünkü burası yani yazmak ruhuma iyi geliyor. ”Siz neden hala eski usül blog yazıyorsunuz, Youtube hayatımızın gerçeği oldu.” mesajını çok duyarım. Çok doğru ve hak da veriyorum. Ama burada olmanın bana hissettirdikleri çok başka. Birilerine fayda sağlasın diye, ilham versin diye, ama hepsinden önce.. Kendim için yazıyorum.

Eğer bu hastalıkla başetmeye çalışanlardan biri iseniz lütfen durup, uzun uzun kendinizi dinlemeyin. Çünkü vesveseler insana iyi gelmiyor. Hep aklınıza iyi ve güzel şeyler getirin. İnatla. Baktınız canınızı sıkacak bir an yada bir insan hatırladınız. Kendinizi zorlayın ve o düşünceden kurtulmaya çalışın. Sizin sizden başka kimseniz yok. İyi olmaktan başka çareniz yok. Tek bir hayatınız var ve ona sahip çıkmak zorundasınız.

Kötü konuşan, sizi yıpratan insanlardan uzaklaşın. Sağlığınızın en kıymetliniz olduğunu ve bu hastalıkla mücadele ederken tek başınalığınızı sakın unutmayın.

Maneviyatınızı yüksek tutun. Benim ilacım kitaplarım oldu bu anlamda. Duanın en büyük, en huzurlu, en iyileştirici gücünüz olduğunu bilin ve hep dua edin. Çünkü sesimizi bir duyan, bizi her şeyden çok seven var. O’na sığının. İyileşmeyi dileyin. Kalbinize o hissi verecek. Size yollar açacak, yollar gösterecek.

İlaçlara sığınmayın. Kendi kendinize ilaç olmaya çalışın. Bugün ve her gün.

Ve doktorumun bana dediği gibi, size iyi gelen ne varsa onu bulun, ona sarılın, onunla zaman geçirin. Kendinize neyin iyi geldiğini sizden başkası bilemez. Bunu bu hastalık peşimi bıraksın düşüncesi ile yapmayın. Sadece sevdiğiniz için yapın. Göreceksiniz zamanla her şey çok daha kolay bir hale gelecek.

Şuan bunu okuyan siz, bu zor hastalıkla mücadele halindeyseniz kendim için dilediğim tüm güzellikleri sizin için de diliyorum. Biliyorum yazmak kolay, uygulaması zor. Sadece inanın, hayatınız için bir adım atın, devamı gelecek…

 

2 thoughts on “Panik atakla nasıl başa çıkıyorum?

  1. Bana öyle iyi geldiniz ki. Öyle zor bir dönemden geçerken. Ataklarım sık olmasada anksiyetem tavanken ve her sabah gözüm yaşlı uyanıyorken, hergün nefes darlığı çekiyorken ve zihnim hep en kötüyü üretiyorken. Bir anda karışma yazınız çıktı. Çok inanırım hiç bişeyin tesadüf olmadığına. Sizi takip etmemde bir tesadüf değildi. Teşekkür ederim. Bizim gibi yüreği yorgun insanlara dokunmanız paha biçilemez. Çünkü maalesef kimse anlamıyor. Anlayan birini görmek muhteşem oldu

  2. Merhaba Zeynep hanım sizi severek paylaşımlarınızı keyifle takip ediyorum. İnanın bu sabah ilaca başlamayı düşünüyordum elime aldım ama içmedim bekledim takıntılardan kaygılardan uzaklaşmak için başka bir yol olmalı dedim, bir anda paylaşımınız karşıma çıkti ilaç gibi geldi 🙂 Teşekkür ederim ve lütfen hep yazın… Sevgilerle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website