Pek yazamadım bu ara, ama çok okudum. Malumunuz olduğu üzere; hamilelik de bitmeyince 🙂 kafamı birazcık başka şeylerle meşgul etmek istedim.. İlk aylar sadece bebek için araştırmak, okumak, bir manada konudan kopmamak için hep onu takip ettim, dinledim. Ama baktım ki günler böyle hafta sayarak geçmiyor 🙂 Bir de nasıl oluyorsa her konu dönüyor dolaşıyor benim hamileliğime geliyor. Hal böyle olunca kitaplara eskisinden daha çok bağlandım. Şimdilerde şunu düşünüyorum hep. Acaba bebekli olduğumda kitap okuyacak vaktim olacak mı. Öyle şeyler duyuyorum ki, bırakın kitabı yemek yiyecek vakit bulamayacaksın diyor yakınlarım.. Bakalım..

 

21375_519040824829660_509873498_n

Bu süreçte okuduğum kitaplardan biri Mutluluğun Öteki Yüzü.. Kitabı almadan evvel çekindiğimi söylemeliyim. Çünkü kapaktaki fotoğrafları görünce insanın aklına ister istemez bir dram geliyor. Şu ara en basit şeylere bile ağladığımdan başlarda okumamak için direndim, sonra ne kadar kötü olabilir ki dedim kendi kendime. Ağladığım yerde bırakacaktım. Neyse ki sandığım gibi olmadı. Konusunu yine en kaba haliyle özetleyeceğim. Kitapta bir öz anne, bir üvey anne ve arada kalan iki küçük çocuğun hikayesi anlatılıyor. İnsanı çokça kendini sorgulamak durumunda bırakan, kimin haklı kimin haksız olduğuna karar veremediğiniz bir kitap. Ben okurken yazar olmanın büyülü bir şey olduğunu düşündüm hep. Onun ağzından okuduğunuz bir kahramana onun cümleleriyle içten içe kızıyor, o kızgınlıkla kitaba devam edip, sonra da olmadık yerde aynı kişiyi yine onun cümleleriyle seviyorsunuz..Bence kitabı da sevebilirsiniz 🙂

 

 

 

 

Kardesimin-Hikayesi_162846_1

Kardeşimin Hikayesi ise daha bugün bitti. Bu kitabı hep merak ettim. Kapağını bile onca eleştiriye rağmen görmezden geldim.. Başlarda su gibi aktı, bir şeyler olacağı belliydi. Oldu da.. Ama sayfalar sonra düğümler çözülmeye başladığında bana hiç bir anlam ifade etmedi. Ne bileyim belkide konusu yakın gelmedi diyebilirim. Öyle bir hapishane hikayesi vardı ki örneğin, muazzam bir anlatım, insana kendini sanki orada öylece oturup mahkumu izliyormuş hissi veren.. Başlarda bilemiyordunuz o hapishane günlerinin sebebini. Sonra bir öğreniyorsunuz ‘aaa’ diyemiyor; ‘bu muydu?’ diyorsunuz.. Benim son sayfalardaki tepkilerim hep böyleydi. Çok detaya girmek de istemiyorum. Buna rağmen kimseye okumamasını telkin edemem. Aksine muhakkak okuyun. Sadece bu hikayeden ibaret değil kitap.. Alınabilecek çok tat var.. Birde aşk bu kadar korkutucu bir duygu mu diye düşünüp duruyorum.. Aklımda kitaptan sayfalar..

24 thoughts on “Eylül biterken.. ”Mutluluğun öteki yüzü, Kardeşimin Hikayesi”

  1. 2 aylık güzel bir meleğin annesi olarak bebek doğduktan sonra ki endişenizi tebessüm ederek okudum … 9 ay boyunca bana da aynı şeyler söylendi. Bir ara minik masum bir bebeğin annesi değil de bir Alien’ın annesi olacağım sandım. Ama hiç öyle olmuyor merak etmeyin . Evet yorucu, insanı serseme ya da şaşkına çeviren bir durum belki ama istediğiniz bir çok şeyi yapmaya devam ediyorsunuz… tabi bebeği bahane yapmassanız 🙂 ben 2 ayda altıncı kitabımı bitirdim , oynamayı sevdiğim keçeler ile bir sürü şey yaptım ve mutfakta hala keyifle yemek yapıyorum …
    Blogdan takip edip tanıdığım kadarı ile sizinde hayatınızda ki zevklere zaman ayırabileceğinize eminim 🙂 İnşallah hayırlısı ile bebeğinize kavuşursunuz 🙂

    • Bu duyduklarımla içime su serpildi..insan sanıyorum şu süreçte bu ve buna benzer cümleleri öyle çok duyuyor ki bebeğin tehlikeli insanı hep üzen sıkıntıya sokan birşey olduğunu sanıyor.. Takibinize ve yazdıklarınıza inanın çok mutlu oldum..umarım ben de hem bebeğimle olmaya hem de sevdiğim işleri yapmaya devam edebilirim..hepsini olmasa bile bir kısmını..:)

  2. Merhaba, hayırlısıyla kavuşun bebeğinize inşallah. Benim kızım da 7 ayını doldurdu. Tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim, okuyabildiğiniz kadar kitap okuyun, izleyebildiğiniz kadar film izleyin. Doğumdan sonra gerçekten bir süre bunları yapmaya fırsat bulamıyor insan. Yemek yiyememe olayını da sıklıkla yaşadım, sabah kalkıp bazen saatlerce uyumazdı, o uyumayınca da yemek benim için hayal olurdu. Bir yere bırakıp yerim diye bir opsiyon da yok maalesef. Mızıklanıyorlar genellikle. Büyüdükçe biraz daha rahat ettim. Sonuçta zamanla normal düzene dönülüyor ama en azından bir sene zor. Sevgiler…

    • Çok teşekkür ederim yorumunuz için..fakat ne kadar çok yaparsam yapayım insan biraz yokluğunu çektiğinde o çok çok yaptıklarıyla da mutlu olamıyor.. İlk zamanlar buna çok özen göstersem de,şimdi biraz daha olsun ne yapalımcı oldum:)

  3. Benim bıdık 23. aya girecek.. maalesef herkes kendinden biliyor ve yorum yapıyor oysa her anne her bebek her deneyim özel ki..eşin ve destekde bulunacak birilerinin sıkça yoklamasıyla ilk dönemin younluğu atlatılırsa sonra yavaş yavaş bir düzen bir yol geliştirirsin ve küçük zamanlarda yine kendini mutlu edersin.. yeter ki iste ve pozitif ol 🙂
    hep güzle düşünelim güzel olsun dimi:) ben öyle yaptım faydasını gördüm..

    • Ben de öyle olacağını en azından destekçilerimle daha az yorulacağımı umuyorum.. Çok mutlu oldum bunları okuduğuma, çok teşekkür ederim:) Minik yavruyu Allah bağışlasın birde:)

  4. gülümseyerek okudum yazını.
    hamilelik güzeldir. tadını çıkar.
    ama inan bana tüm zorluğuna rağmen bebek ve çocuk sahibi olmak da güzel.
    bebekken o güzel suratları kokuları
    büyüdükçe bilgiçlikleri hareketleri
    hepsi tarifsiz güzelliklerle dolu.
    allah bebeğini sağlıkla kucağına almayı nasip etsin.

    • Hamilelik gerçekten çok farklı.. Yani ne bileyim şimdiden fedakarlık başlıyor gibime geliyor, daha kucağına almadan onun sağlığı için birçok sevdiğin yiyecekten uzak duruyor, kan aldırma iğne olma işlerine, bel sırt ağrılarına mide bulantılarına da katlanıyorsun seve seve:) Kokusunu da çok merak ediyorum şimdiden:)

  5. Serra ya yüzde yüz katılıyorum. Sen istedikten sonra, bebek asla engel değil Zeynepcim. Bana da öyle geliyor ki, senin hayatında, tatlı bir telaş olacak bebeğin. İlk günler yorulacaksın biraz belki ama birbirinize alıştıktan sonra, bebekle her şeyi yapabilirsin bence de.
    Hadi şafak kaç bu arada:))

    • Emel ben hep senin bana daha önceleri söylediğin bir sözü hatırlıyorum, alacaksın kucağına yine sevdiğin işleri yapacaksın demiştin, çok sevinmiştim:) Bu arada şafak çok yakın şimdilerde:) 30. haftaya girdik bugün:)

  6. Ne hoş bir tesadüf ben de Kardeşimin Hikayesini yarıladım,biraz karışık düşüncelerdeyim tam da senin yorumun üstüne geldi 🙂 Şöyle hikaye alıp içine sarmadı benide henüz, bakalım sonu merak ediyorum..Bebişine ve kendine iyi bak sevgiler.

    • Ayy inşallah bir ipucu falan olmamıştır tam da kitabın yarısındayken..Biz sanırım birazcık da Serenad beklentisiyle okuyuyoruz bundan oluyor bunlar:) Çok teşekür ederim 🙂

  7. öncelikle masallah benim güzel kuzuma ve onun güzel kuzuguna <3
    bence yakınlarındaki insanların ne söyledigine cok da kulak asma:) bazen cok dogru seyler söylüyolar kabul, ama bazen öyle felaket tellalı kesiliyolarki:P
    o sebeple sen hep olumlu düşün, ben öyle yapıyorum:) başıma gelecekleri tabiki biliyorum. uykusuz gecelerimiz de olacak gani gani, kaptı kaçtı yemek de yiyecegiz, kitaplarımız raflarda haftalarca okunmayı bekleyecek belki.. ama şöyle düşün kuzum, onların o hıçkıra hıçkıra gülüşleri, o pamuktan öte ayak tabanları ve mis ötesi yanakları bunların hepsini silip götürecek aklımızdan, hepsi bi anda dert olmaktan çıkacak kafamızdan:)
    bu arada ben de 23. haftadayım:)
    öpücükler, kalpler ve kıpır kıpır tekmeler yolluyorum sana:) gerçi sende fazlasıyla vardır ama 😛

    • Şu ara sanırım dinlememeyi öğrendim kuşum, yada şöyle söylemeliyim, iyi sözle mutlu olup, kötü sözleri duymamayı..Ancak böyle rahat olabiliyorum. Bir arkadaşım her bebek kendine ve ailesine özeldir yazmış, bunu ilke edindim. Ne doğru! Her tecrübe her bebek her anne her aile farklı.. Bizimki de sadece kendine özgü olacak..
      Tekmeler bu haftalarda hat safhada:) 30. haftayı bitirmek üzereyiz:) Sıkıştırmalar başladı sanki ufaktan, kemiğe ayak dayama da buna dahil. Biraz canımı yaksa da şu halini bile çok çok seviyorum:)
      Çok çok öpüyorum seni de tızını da, benim tızımı da:))

  8. Zeynep keyfini çıkar bu güzel günlerin zira karında durduğu gibi durmuyor kuzular.yine de müthiş bir duygu Allah herkese nasip etsin
    Herkes gün sayar ama ben pek sevmiştim hamileliği belki kolay geçtiğinden belki içimde kıpırdayan canın mucizevi etkisinden bilmem doğurunca bile bir müddet elim karnıma gitti aradım o kıpırdanmaları.bayılıyordum onun sesime karşılık vermesine.Ama bu tatlı heyecan doğumdan sonra biraz hatta baya farklı oldu desem az söylemiş olurum.Ne okuduğum kitaplar fayda etti ne verilen akıllar.Bloğuma yazmıştım daha evvel bununla ilgili bir yazı.
    baharrenkleri.blogspot.com/2013/02/hey-gidi-gunler-hey.html?
    belki fikir belki tecrübe.herkes farklı yaşıyor farklı tecrübeler ediniyor bu işte.Boşver gözün korkmasın bak bana şimdi lafına laf yetiştirmeye çalışıyorum.Büyüdü de bize pabucumuzu ters giydiriyor vallahi.
    Kitap konusunda tavsiyelerini not alıyorum canım.Zülfü Livaneli’nin bu son ve çoğu kitabını okudum ama Serenad gibi etkileyen olmadı henüz beni.Ama ben de senin gibi çoğu kitabı ufak da olsa bana katıkları için bile iyi ki okudum diyorum.
    Sevgiyle ve mutlu kal…

    • Evet evet sanırım karnımdaki hallerini çok özleyeceğim bende, tahmin edebiliyorum:)
      Herkesin tecrübesi farklı gerçekten, bazı yönler tabii ki benzer, ama ne yapalım bazı sıkıntılar yaşanacak mutlaka.. Büyüdükçe de geçecek inşallah..
      hemen senin yazını da okuyayım Bahar’cım çok teşekkür ederim güzel yorumun için..

  9. tabi ben hamileyken henüz internet diye bişi yoktu…Aldığım notlarla neredeyse yeni bir kitap yazacaktım.

    Kardeşimin Hikayesini ben de beğenmiştim.

    Sevgiler

  10. bende bu gün blogumda Kardeşimin Hikayesinden Bahsettim ki; ilginçtir yazardan çok keyif almam ama ilginç geldi umarım sonu hayalkırıklığı yaşatmaz 🙂

  11. kardeşimin hikayesi bekleye dursun rafta, mutluluğun öteki yüzü empati kurmamızı sağlayan bir kitap.
    acıtasyon yok dikkat ettinse yoksa bu hikaye bizi çok ağlatabilirdi. sadece seni de değil yani 😀
    ahh ne güzel seni okumak!!

    • Ay evet Seyhan kesinlikle! Hiçbir cümle öyle bayık bayık değil. Cİddice kurgulanmış fakat ister istemez etkileniyorsun.. Senin yazdıklarını okumak da öyle, şurada seyhan yazdığını görmek de öyle:)

  12. Zeynepcim, seni okuduğum kadarıyla fazlasıyla tanıdığıma inanıyorum 🙂 Yani senin gibi en griler içerisinde bile en güzel iki objeyi yanyana koyup ona hayran bıraktıran biri,bebekli yaşamı da en sevimli haliyle yaşar bize de yaşatır diye düşünüyorum 🙂 Henüz çocuğum yok ama Allah bir gün nasip ederse sanki ben de öyle olacakmışım gibi geliyor 🙂 Bebeğin bizden alacağı hiç birşey olamaz ,Ona ve bize katacakları olur 🙂 Bu arada Ayder Yaylasındaki hayalindeki eve bittim, ne kadar huzur dolu görünüyor değil mi?? İşte seni bundan seviyorum, gösteriş şaşaa mutluluk değil huzurlu olunan heryer saraydır köşktür felsefen var 🙂 bayılıyorum sanaaaaaa 🙂

    Ebrashca /kucuksirinmutluluklar.com

    • Nasıl mutlu olduğumu anlatmam çok zor, öyle güzel anlatmışsın ki beni, kanatlandım okurken.. Bir rahatladım bir hafifledim, oh yahu dedim:) Çok çokkk teşekkür ederim günüme güzellik kattığın için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website